Medizinisches Wörterbuch Deutsch-Türkisch /Türkisch-Deutsch by Hüseyin Kavala

Medizinisches Wörterbuch Deutsch-Türkisch /Türkisch-Deutsch by Hüseyin Kavala

By Hüseyin Kavala

Fast 2,8 Millionen t?rkische B?rger leben in Deutschland, und ihre medizinische Versorgung geh?rt selbstverst?ndlich zum Alltag aller Besch?ftigten im Gesundheitswesen. Genauso zum Alltag geh?ren aber auch Verst?ndigungsprobleme mit t?rkischen Patienten. Dieses W?rterbuch erleichtert die Kommunikation zwischen ?rzten, Pflegepersonal und Patienten. - In die 2. Auflage wurden ?ber seven hundred Begriffe zus?tzlich aufgenommen. - Sowohl der deutsch-t?rkische als auch der t?rkisch-deutsche Teil des W?rterbuches umfasst jetzt jeweils ?ber 5.300 medizinische Fachbegriffe und ihre ?bersetzungen. - Das W?rterbuch enth?lt alle relevanten Akronyme und Abk?rzungen sowie Hinweise zur Aussprache der t?rkischen Termini. - Medizinische Fachausdr?cke werden kurz und verst?ndlich erkl?rt.

Show description

Read or Download Medizinisches Wörterbuch Deutsch-Türkisch /Türkisch-Deutsch (Springer-W”rterbuch) PDF

Similar german books

Was ist Alter (n)?: Neue Antworten auf eine scheinbar einfache Frage

Herausragende Experten aus allen relevanten Fachrichtungen haben für dieses Buch den neuesten Wissensstand zum Thema Alter(n) zusammengetragen. Geboten werden grundlegende und breit gefächerte Erkenntnisse aus den einschlägigen Natur- und Geisteswissenschaften. Im Mittelpunkt der Beiträge stehen die verschiedenen Aspekte des Alters und des Alterns, deren Grundlagen und Folgen sowie Ausblicke auf die Zukunft.

Rom und Romanismus im griechisch-romischen Osten. Mit besonderer Berucksichtigung der Sprache. Bis auf die Zeit Hadrians

This e-book used to be initially released sooner than 1923, and represents a duplicate of a big old paintings, preserving an analogous structure because the unique paintings. whereas a few publishers have opted to follow OCR (optical personality popularity) expertise to the method, we think this results in sub-optimal effects (frequent typographical blunders, unusual characters and complicated formatting) and doesn't safely safeguard the old personality of the unique artifact.

Additional info for Medizinisches Wörterbuch Deutsch-Türkisch /Türkisch-Deutsch (Springer-W”rterbuch)

Sample text

Iyi geceler Guten Abend! iyi akşamlar Guten Appetit! afiyet olsun Guten Morgen! günaydın Gymnastik f jimnastik Gynäkologe m jinekolog [kadın hastalıkları doktoru] Gynäkologie f jinokoloji [kadın hastalıkları ile ilgili tıp dalı] Hämorrhoidektomie 41 Hämatokrit m hematokrit [kandaki H Haar n saç [kıl] Haarausfall m saç dökülmesi Haarband n saç bağı Haarboden m saç dibi Haare pl saçlar [kıllar] Haarersatz m takma saç Haarfarbe f saç rengi haarig kıllı Haarwurzel f saç kökü Haarzellen pl saç hücreleri Haftung f sorumluluk Hagelkorn n küçük kist halbjährlich altı ayda bir olan Halbseitenlähmung f vücudun bir tarafının felç olması Hallux valgus m halluks valgus [baş parmak yönünü değiştirip ikinci parmağa doğru yöneldiği zaman ayak’ta bir çıkıntı oluşur] Halluzination f halüsinasyon Hals m boğaz [boyun] Halsbinde f boyunluk, boyunbağı Halsentzündung f boğaz iltihabı Hals-Nasen-Ohrenarzt m kulak, burun, boğaz doktoru Halsschlagader f boyun şahdamarı Halsschmerzen pl boğaz ağrısı [boğaz sancısı] Halsumschlag m boyun sargısı Halsvenenstauung f boyun toplardamarlardaki kanın birikmesi Halswirbel m boyun omurları Hämangiom n hemanjiyom [iyi huylu damar tümörü] ertrositlerin hacminin, kan hacmine oranına denir ] Hämatologe m hematolog [kan hastalıkları uzmanı] Hämatologie f hematoloji [kan hastalıkları ile uğraşan İç Hastalıkları branşıdır] Hämatom n hematom [herhangi bir darbe vb.

Büyük kemik kırıklarında görülebilen bir komplikasyondur. Kemik iliğindeki yağın bir kısmı açığa çıkar ve yağ damlaları kan dolaşımına karışıp damar tıkanmasına neden olur] Fettgehalt m yağ içeriği Fettgewebe n yağ dokusu fetthaltige Nahrungsmittel pl yağlı gıdalar fettig yağlı F 32 Fettleber Fettleber f karaciğer yağlanması fettlos yağsız Fettsäure f yağ asidi Fettschicht f yağ tabakası Fettstoffwechsel m yağ metabolizması Fettstoffwechselstörung pl yağ me- tabolizma bozukluğu F Fettstuhl m dışkıdaki yağ Fettsucht f şişmanlama istidadı / eğilimi Fettzellen pl yağ hücreleri Fetus m fetus [3.

F doğum Entbindung von der Schweigepflicht f sır mükkellefiyetinden çıkarma Entbindungsheim n doğumevi entdecken keşfetmek Entdeckung f keşif [bulgu] enteral enteral [barsak yolu ile] Enteritis f enterit [incebarsak iltihabı] Enterokolitis f enterokolit [ince ve kalın barsak iltihabı] entfachen alevlendirmek [tutuşturmak] entfetten yağını almak [yağsızlaştırmak] entgegen kommen kolaylık göster- me entgiften zehirsizlendirmek [zehrini almak] Enthaarungsmittel n ağda enthalten ihtiva etmek, içermek entkleiden soyunmak Entlassung aus der Klinik f hastane- den taburcu olmak entlausen bitleri temizlemek entleeren boşaltmak [dökmek] Entleerung f boşalma entlüften havalandırmak Entmündigung f hacir [mahcuriyet] Entnahme f al(ın)ma [çıkar(ıl)m] entnehmen almak [çıkarmak] entschädigen tazminat vermek Entschädigung f tazminat Entscheidung f karar [hüküm] Entschluss m karar Entspannungsübungen pl gevşeme egzersizleri entstellen şeklini bozmak Entstellung f deformasyon enttäuschen hayal kırıklığına uğratmak [iletimini durduran Ergometer bölgesel ya da lokal bir; anestezi çeşididir] Entwicklung f gelişme [oluşum] entwürdigend alçatma [terzil] entzündet iltihaplı Entzündung f iltihap Entzündungshemmer pl iltihap önleyici Enuresis f enurez [gece işemesi] Enzephalitis f ansefalit [beynin bir kısmının iltihapsız yangısı] Enzephalopathie f ansefalopati [birçok hastalığın genel durum değişiklerinin veya bazı zehirlenmelerinde oluşturduğu serebral bozuklukların tümüne verilen ad] Enzym n enzim Epidemie f epidemi [belirli bir bölgede aynı anda çok sayıda kişinin bir hastalığa yakalanması] Epidemiologie f epidemyoloji epidural epidural [duramatar üzerinde] Epiduralanästhesie f epidural anestezi [vücudun belirli bir bölgesindeki ağrı iletimini durduran bölgesel ya da lokal bir anestezi çeşididir] Epiduralblutung f epidural kanama [kafatası ile duramater arasında yerleşen kanama olarak tanımlanabilir] Epiglottitis f epiglotit [gırtlak kapağının iltihaplanması] Epikard n epikard [perikard serozasının yaprağı] Epilation f epilasyon [vücut kıllarının köküyle birlikte alınması veya yok edilmesi] Epilepsie f epilepsi [sara hastalığı] epileptisch epileptik [saralı] epileptischer Anfall m sara nöbeti 27 Epistaxis f epistaksis [burun kanaması] Epistropheus m epistrofeus [eksen kemiği] Epithel n epitelyum [organ ve vücut yüzeylerini örten hücre tabakası] Erbe n miras Erbkrankheit f irsi hastalık erblassen sararmak, bozarmak erblich irsi erblinden körlenmek Erblindung f körlük erbrechen kusmak erbrechen lassen kusturmak Erbrochene n kusmuk erdrosseln boğmak [boğazını sıkarak] erektile Dysfunktion f erektil disfonksiyon [erkeklerde penis sertleşme sorunu] Erektion f ereksiyon [sertleşme, intiaz] Erektionsstörungen f ereksiyon bozukluğu [erkekler penis sertleşme sorunu] Erfahrung f tecrübe Erfolg m başarı erfolgreich başarılı erfolgreiche Operation f başarılı operasyon erforderlich lazım [lüzumlu, gerek duyulan] erforschen araştırmak [tetkik etmek, yoklamak] erfragen sormak erfrieren donarak ölmek [soğuktan ölmek] Ergebnis n sonuç [netice] Ergometer n ergometre [vücudun çalışma işlemi ölçen alet] E 28 Ergotherapie Ergotherapie f ergoterapi [meşguliyet tedavisi] erhöhte Blutfette pl yüksek kan yağları erhöhte Blutgase pl yüksek kan gazları E erhöhter Blutdruck m yüksek kan basıncı [tansiyonu] erhöhter Blutzucker m yüksek kan şekeri erhöhter Puls m yüksek nabız erholen dinlenme [istirahat] Erholung f dinlenmek [istirahat etmek] Erinnerungsvermögen n hafıza kabiliyeti erkälten soğuk almak Erkältungskrankheit f soğukalgınlığı erkranken hastalanmak Erkrankung f hastalık Erleichterung f kolaylık [hafiflik, ferahlık] Ermahnung f uyarı ermüden yormak ermüdend yorucu Ermüdung f yorgunluk ermuntern teşvik etmek ernähren beslenmek Ernährung f beslenme Ernährungsbeispiel n beslenme örneği Ernährungsberater m beslenme danışmanı Ernährungsberatung f beslenme danışmanlığı Ernährungsgewohnheiten pl beslenme alışkanlıkları Ernährungsplan m beslenme planı Ernährungsprotokoll n beslenme protokolü Ernährungspumpe f beslenme pompası Ernährungssonde f beslenme sondası Ernährungsspezialist m beslenme spezialisti [beslenme uzmanı] Ernährungsumstellung f beslenme değişikliği Ernährungsverhalten n beslenme davranışı Ernährungszustand m beslenme durumu ernst ciddi ernüchtern ayılmak Erotomanie f erotomani [cinselliğe aşırı düşkünlük] Erotophobie f erotofobi [cinsellikten korkma] erproben denemek [tatbik etmek] erregbar sinirli [asabi] erröten kızarmak Erschöpfung f dermansızlık [bitkin- lik] Erste Hilfe f ilk yardım Erste-Hilfe-Koffer m ilk yardım çantası ersticken boğmak / boğulmak Erstickung f boğulma Erstuntersuchung f ilk muayene ertasten parmakla dokunmak ertragen katlanmak [dayanmak] erträglich katlanabilinir [çekilebilinir] ertrinken suda boğulmak erwachen uyanmak erwachsen erişkin erwärmen ısıtmak Erwartungsangst f beklenti korkusu erwecken uyandırmak erweichen yumuşatmak erwürgen boğmak Erysipel n erisipel [yılancık; cilt üze- rinde iltihaplı kızarıklık] Extrazellulärflüssigkeit Erythem n eritem [parmakla bastırıldığında kaybolan ciltteki kırmızı leke] Erythroblast m eritroblast [eritrositlerin olgunlaşmamış şekli] Erythrodermie f eritrodermi [cildin yaygın kızarıklığı ile karakterize sendrom] Erythropoetin n eritropoetin [karaciğer ve böbreklerde oluşan, kan oluşumunda rol oynayan bir hormon] Erythrozyt m eritrosit [alyuvar] erziehen eğitmek [terbiye etmek] Erziehung f eğitim [terbiye] Essen n yemek essen yemek yemek Essen auf Rädern n mobil yemek servisi Essen reichen yemek verme Essen zubereiten yemek yapmak essentiell esansiyel essentielle Aminosäure f esansiyel aminoasit essentielle Fettsäure f esansiyel yağ asiti essentielle Hypertonie f esansiyel hipertansiyon Essenz f esans [ekstre] Esskultur f beslenme kültürü Esstraining n yemek yeme egzersizleri Essverhalten n yeme davranışı Ethik f etik [ahlak, ahlakiyet] ethnisch etnik Ethologie f etoloji [davranış bilimi] Eukalyptus m okaliptus eustachische Röhre f östaki borusu [kulak trompeti] Exanthem n egzantem [cilt kızarması] Exhibitionismus m ekshibisyonizm [teşhircilik; cinsel organını gösterme şeklindeki psikolojik bozukluk; cinsel organ gösterme sapıklığı] existieren var olmak [mevcut olmak] Exodermis f egzodermis [dışderi] exogen egzojen [organizma dışında oluşan] exokrin egzokrin [dış salgı bezi] exokrine Drüse f egzokrin bezi [dış salgı bezi] Exostose f egzostoz [kemik şişi] exotherm egzoterm [ısıveren] exotisch egzotik Experiment n deney Experte m eksper [uzman, mütehassıs] Expiration f ekspirasyon [soluk verme, nefesleme] Exsikkose f eksikoz [yoğun sıvı kaybı ve bu nedenle vücudun kuruması] Exstirpation f ekstirpasyon [kesip alma] Exsudat n eksudat [sızıntı sıvı] Extrakt m ekstre [hulasa, esans] extraperitoneal ekstraperitoneal [karın zarı dışında] Extraperitonealraum m ekstraperitoneal bölgesi [karın zarı dışında bulunan bölge] extrarenal ekstrarenal [böbrek dışında] Extrasystole f ekstrasistol [normal kalp ritim atışı dışında ortaya çıkan kalp kasılması] extrathorakal ekstratorakal [göğüs kafesi dışında] extrauterin ekstrauterin [rahim dışında] extrazellulär ekstraselüler [hücre dışında] Extrazellulärflüssigkeit f ekstraselü- 29 E 30 Extremitäten ler sıvısı [hücre dışında bulunan sıvı] Extremitäten pl ekstremite [kol ve ayaklar] E Extubation f ekstubasyon [vücutta bir kanal veya boşluğa yerleştirilen tüpün çıkarılması] exzellent mükemmel fettig 31 Fehlgeburt f vaktinden evvel F Facharzt m mütehassıs doktor [uz- man hekim] Fachgebiet n ihtisas sahası / alanı Fachkenntnisse pl ihtisas bilgisi Fachmann m mütehassıs [uzman] Fäkalien pl dışkı Faktor m faktör fallen düşmek falsch yanlış [hatalı] falsche Behandlung f yanlış tedavi Falte f kıvrım, kırışıklık, buruşukluk Familie f aile Familienangehörige pl aile yakınları Familienplanung f aile planlaması Familienstand m medeni hali / aile durumu Fango m fango [ilaç olarak kullanılan balçık] Farbe f renk farbenblind renkkörü [daltoniyen] Farbenblindheit f renkkörlüğü Färbung f renklenme fasten oruç tutmak Fastenbeginn m oruç başlangıcı [imsak] Fastenende n oruç bitimi [iftar] faul çürük faulen çürümek Fäulnis f çürüme [çürüklük] Faust f yumruk Februar m şubat Fehldiagnose f yanlış teşhis Fehlentscheidung f hatalı karar Fehler m hata [kabahat, suç] doğurma [çocuk düşürme] feinfühlig duygulu [hassas] Feinmotorik f hassas-ince hareket yeteneği Feinstaub m ince toz feminin feminen [kadınca] femoral femoral [femur-uyluk kemiği ile ilgili] Femur m femur [uyluk kemiği] Femurfraktur f femur fraktürü [uyluk kemiği kırığı] Fenchel m rezene Fencheltee m rezene çayı Ferien pl tatil Fermentation f fermentasyon [enzimlerin etkisiyle organik bir bileşiğin değişime uğraması veya parçalanması] Ferritin n feritin [demir elementinin vücutta depo edilen şekli] Ferse f topuk Fersenbein n ökçe kemiği / topuk fertig hazır Fertiggerichte pl hazır gıdalar Fertilität f fertilite [döllenme, doğurma ve yavru yapma yeteği] Fett n yağ fettartig yağımsı Fettembolie f yağ embolisi [örn.

Download PDF sample

Rated 4.52 of 5 – based on 8 votes
Comments are closed.